


PULUN HİKÂYESİ
İlk pulun İngiltere’de üretilmesinden önce posta ücretini göndericinin değil, alıcının ödediği biliyor muydunuz? İngiltere Parlamentosu’nda, ücreti göndericinin ödemesine, ödemenin yapıldığını belirtilmesi için zarfın üzerine bir kâğıt yapıştırılmasına karar verilmenin ardından dünyada “Penny Black” olarak bilinen ilk pul satışa çıkarıldı. 1840 yılında satışa sunulan, 1 penny değerindeki pulun üzerinde, dönemin kraliçesi Victoria’nın portresi yer alıyordu. PTT Genel Müdürlüğü’nün arşivinden derlenen bilgilere göre, pulun macerası şöyle başladı:
MEKTUBU ALAN ÜCRETİ ÖDÜYOR
“1840 yılında, İngiltere’de posta arabaları mahalleleri dolaşır, boru çalarak vatandaşları mektuplarını almaya çağırırdı. Postacı, zarflardan isimleri okur, ismi okunan kişi de ücretini ödeyip mektubunu alırdı. Bu yüzden birçok mektup ya hiç açılmadan geri döner ya da ödenmediği için postanelerde birikir, yakılırdı.
İngiltere Parlamentosu Lortlar Kamarası Vekili Sir Roland Hill, Dolaşırken postacının adını okuduğu bir genç kızın arabaya yaklaştığını, kendisine gelen zarfı eline alıp baktıktan sonra postacıya iade ettiğini gördü.
Kızın posta ücretini ödeyecek parası olmadığını anlayan Hill, posta ücretini ödeyerek zarfı kıza uzattı. Bunun üzerine kız, Hill’e dönerek şöyle dedi: “Boşuna zahmet ettiniz. Ben öğreneceğimi zaten öğrenmiştim. Mektup, askerdeki kardeşimden geliyor. Yoksul olduğumuz için askere gitmeden önce aramızda kararlaştırdık. Birbirimize yazdığımız mektupların zarfına bir çarpı işareti koyacaktık. Çarpı işareti sağlıklı olduğumuz ve bir sıkıntımızın olmadığı anlamına gelecekti.” Hill, o gün, bu olayı parlamentoda konu etti ve parlamento, posta ücretini mektubu alanın değil gönderenin ödemesine, ödemenin yapıldığının belirtilmesi için zarfın üzerine bir kâğıt yapıştırılmasına karar verdi.
Hill, ayrıca yarım ons (yaklaşık 15 gram) ağırlığındaki mektuplar için sabit bir ücret alınmasını önerdi. Bu fikir, iletişimi herkes için erişilebilir kılacaktı. Ve posta tarihinin akışını değiştirdi.
“Posta ücretini alıcı değil, gönderici ödemeli. Ücret mesafeye göre değil, yalnızca ağırlığa göre belirlenmeli.”
Bu küçük kâğıt parçası, yalnızca bir ücret göstergesi değil, aynı zamanda dünyayı birbirine bağlayan yeni bir çağın simgesi oldu.
🕌 Osmanlı’da İlk Pul: Tuğralı Zarafet
Osmanlı’da bir sivil haberleşme kurumu kurulmasına yönelik ilk girişim, Sultan II. Mahmut döneminde oldu. Tarihe “Tuğralı Pullar” olarak geçen ilk Türk pullarının üzerinde ise Sultan Abdülaziz’in imzasını temsil eden tuğra bulunuyordu.
Sultan II. Mahmut, bir kararname yayınlayarak, halkın haberleşme ihtiyacını karşılayacak bir haberleşme teşkilatı kurulmasını emretti ve 1840 yılında Posta Nezareti kuruldu.
1863 yılında, Sultan Abdülaziz döneminde, Posta Nazırı Agâh Efendi hükümete posta pulu basılmasını teklif etti. Komisyon da posta pulu kullanılmasını onayladı. Böylece Osmanlı, kendi posta pulunu 1 Ocak 1863’te bastırmış oldu. Darphane-i Âmire’de çalışan Abdülfettah Efendi tarafından tasarlanan bu pullar, litografi (taş baskı) tekniğiyle basılmıştı. Osmanlı, Asya kıtasında kendi pulunu bastıran ikinci bağımsız devlet oldu.
Üzerlerinde sultanın tuğrası yer alıyor, ince beyaz kâğıt üzerine tülbent ve süngerle renklendiriliyordu. Arka yüzleri yapışkanlıydı.
💭 Bir Kağıt Parçasından Fazlası
Pul, zamanla yalnızca bir posta ücreti işareti olmaktan çıktı; ülkelerin sanatını, tarihini, kültürünü ve hatta duygularını taşıyan küçük bir kültürel hafıza nesnesine dönüştü.
Kralların portreleri, bilim insanlarının keşifleri, çiçekler, kuşlar, şehirler, ….. Hepsi pullarda sessizce yaşar.
Belki o genç kız ve mektup hikâyesi hiç yaşanmadı.
Ama insanlığın birbirine ulaşma çabasının sembolü hâline geldi.
Üçüncüzade Eğitim ve Kültür Vakfı Hatıra Pulları
İşte Üçüncüzade Eğitim ve Kültür Vakfımız da bu noktadan hareketle geçmişten geleceğe bir kültür köprüsü kurarak, tarihe not düşmek adına 3 adet hatıra pulunu ciddi bir çalışma ve emek neticesinde 15 Aralık 2025 tarihinde PTT Genel Müdürlüğü marifetiyle bastırmış ve kayda geçirmiştir. Pullar, Vakıf binasında hazırlanan özel köşesinde yerini almış, ziyaretçilerini beklemektedir. Baskısı yapılan bu pulların; Vakıf üyeleri tarafından posta pulu olarak kullanımına da başlanmıştır.
Ulu bir çınar gibi tarihe kök salmış, dallarından binlerce insanı ilim ve irfanla yeşerterek yetiştirmiş ve vatana hizmete koşulsuz şartsız koşmuş olan Üçüncüoğlu Sülalesini simgeleyen bu pullarda derin anlam içeren figürler yer almaktadır.
1.Pulun sol kısmında Üçüncüzade Ömer Paşaya ait olan Güzelhisar Kalesi ve Osmanlıca ‘Üçüncüzade Sarayı’ ibaresi, sağ kısımda ise 1700’lü yıllarda Ömer Paşa’ya yazılmış olan Osmanlıca Emir Belgesi ve ‘Üçüncüzade Ömer Paşa ibaresi yer almaktadır.
Üçüncüzade Ömer Paşa on iki yaşında köyünden alınarak İstanbul’a götürülmüş, sarayda eğitim görerek vezirliğe kadar yükselmiş, Vidin savunmasına katılarak şöhret kazanmış, I. Mahmud zamanında Dersim isyanını bastırarak padişahın gözüne girmiş ve Trabzon’a üç tuğlu vezir payesi ile (vali olarak) gönderilmiştir.
Ömer Paşa’nın Harşit vadisinden yol yaptırdığı, doğduğu yer olan Manastır köyünde Cenevizliler’den kalma kalede medrese kurduğu, Sivas’ta köprü yaptırdığı, Görele kalesi ve Elegü iskelesinde hayratları bulunduğu, Trabzon’da ise güzel bir saray (Güzelhisar Kalesi) ile Yeni Cuma mahallesindeki Sultan Mehmed Camii’nin yanında bir medrese ve Uzunsokak’ta bir çeşme yaptırdığı bilinmektedir. Ömer Paşa, vali olduktan birkaç ay sonra kendisiyle özdeşleşen meşhur sarayını yaptırmaya başlamış, saray tamamlandıktan sonra 1740 yılında kurmuş olduğu Üçüncüzade Vakfına Vakıf malı olarak kaydettirmiştir.
Trabzon’un denize nazır İskenderpaşa Mahallesinde yer alan bu saray meyveli, meyvesiz ağaçların bulunduğu bahçe, hamam ve avludan oluşan dört adet dâhiliye ve iki adet hâriciye menzilden oluşup Yenisaray ibaresiyle vakfiyeye kaydedilmişti. Bu saray o zamanlar Trabzon’un en büyük ve en güzel binası olarak kabul edildiğinden zamanla Güzelsaray olarak isimlendirilmiştir. Şu an Güzel Hisar Kalesi olarak bilinen kalenin gerçek sahipleri olan Üçüncüoğlu Sülalesi, ellerindeki tapularıyla birlikte Üçüncüzade Eğitim ve Kültür Vakfı Kurucu Başkanı merhum Adnan Güngör ÜÇÜNCÜOĞLU önderliğinde hukuki süreci başlatmış ve kendilerinin Üçüncüzade Ömer Paşa Vakfının vakıf evladı olduklarını, dolayısıyla zikredilen Kalenin mirasçıları olduklarını kanun nezdinde de ispatlamışlardır. Devam eden hukuki süreçte Üçüncüzade Ömer Paşa’nın şahsına ait olan ve 1740 yılında kendi kurduğu Üçüncüzade Ömer Paşa Vakfına kaydını yaptırdığı kalenin kazanılmış bir hak olarak 2021 yılında kurulan Üçüncüzade Eğitim ve Kültür Vakfına tescil edilmesi beklenmektedir.
2.Pulda ise 2021 yılında küllerinden yeniden doğan Üçüncüzade Eğitim ve Kültür Vakfı Logosu yer almaktadır. ‘Ü’harfi, kökleri yüzyıllar öncesinde dayanan Üçüncüzade Sülalesini temsil etmektedir.
Ü harfleri üzerinde yer alan insan figürü ise eğitim, kültür ve sanat alnındaki gelişimi ve insanın olgunlaşma sürecini sembolize etmektedir. İnsan, mütevazılığını ilim ve edepten almıştır. İnsanı güçlü ve değerli kılan en temel faktör hiç şüphesiz ilim yolunda kat ettiği mesafedir. İrfan yolunda, ilim adına alınan yollarda çekilen meşakkatler insanı kemale erdirir. Üçüncüoğlu Sülalesi’nin tarihsel süreçten günümüze bu yolda yetişen sayısız ferdi olduğu tarihi kaynaklarda da sabittir. Şöyle ki Üçüncüzade Ömer Paşa’nın tahsilini sarayda almış olması, dedesinin ve ailenin diğer fertlerinin de ilim yolunda amel ettikleri kaynaklarda mevcuttur. Hülasa, Üçüncüzade Sülalesi ilim ve irfanla donanmış; erdem, edeple bezenmiş kişilerden mürekkep mümtaz bir sülaledir.
Üçüncüoğlu Sülalesi günümüzde de sayısız bilim insanı, bürokrat, politikacı, eğitimci, yazar, akademisyen, sanatkâr yetiştirmiş ve her biri, aziz vatanımızın dört bir köşesinde hizmet etmeye devam etmektedir.
Pul’daki logoda yer alan 1740 tarihi ise Üçüncüzade Ömer Paşa Vakfının kuruluş yılına atıfta bulunmak üzere kullanılmıştır. Yani bundan tam 285 yıl önce Üçüncüzade Ömer Paşa Vakfı kurulmuş ve şimdi bu meşale, devamı olan Vakfın evlatları tarafından insanlığı aydınlatmayı sürdürmektedir.
3. Pulda ise Üçüncüzade Eğitim ve Kültür Vakfının kurucusu Araştırmacı Gazeteci Yazar Adnan Güngör ÜÇÜNCÜOĞLU’nun portresi ve O’nun Vakıf adına tescilletirmek için çokça mücadele ettiği Üçüncüzade Ömer Paşa’ya ait Güzelhisar Kalesi yer almaktadır.
Adnan Güngör ÜÇÜNCÜOĞLU, eğitim, tarih ve kültür alanlarında yaptığı çalışma ve sunduğu hizmetlerle hayatını kültürel, tarihi çalışmalara ve Torul ilçesine vakfetmiştir. 2005 yılında kurduğu Torul Yüksekokul Yaptırma Kültür ve Turizm Derneği Kurucu Başkanı olarak da ilçede Yüksekokul kurulması için gayretleri ve hizmetleri olmuştur. 2021 yılında kurulan Üçüncüzade Eğitim ve Kültür Vakfı’nın kurucu başkanlığını ve vefat ettiği tarihe kadar Yönetim Kurulu Başkanlığını sürdürmüş, başta Gümüşhane Üniversitesi ve Gümüşhane İl Millî Eğitim Müdürlüğü olmak üzere çeşitli üniversitelerde eğitim ve kültür alanlarında düzenlenen programlara konuşmacı, panelist olarak katkı sağlamıştır. Tarih, Kültür, Edebiyat, Sosyoloji alanlarında Torul, Gümüşhane tarihi ve kültürü ağırlıklı olmak üzere ilgili Ana Bilim Dallarında çalışma yapan akademisyenlerin akademik çalışmalarında kaynak olarak gösterdiği birçok makale, araştırma yazısı ve 56’sı basılı olmak üzere toplam 88 eseri bulunan araştırmacı, gazeteci yazar merhum Adnan Güngör ÜÇÜNCÜOĞLU, yerel ve ulusal basında köşe yazarlığıyla birlikte aynı zamanda Torul’da kendi imkânlarıyla 2009-2016 yılları arasında yayımlanan Renkli Harşit gazetesinin sahibiydi.
Hayatını ilim ve iyilik yoluna vakfeden Adnan Güngör ÜÇÜNCÜOĞLU 18.08.2024 tarihinde Torul’da vefat etmiş olup, aile mezarlığına defnedilmiştir.
Üçüncüoğlu Sülalesi ve onun çok kıymetli değerlerini sembolize eden pullarla bu değerler ölümsüzleştirilmiştir.
Evet, o pullar şimdi yollarda; sahiplerinin merakla bekledikleri bir haberi, bir sevdayı sahiplerine müjdelemek; bir özlemi, bir hasreti bir kasveti gidermek için.
Güzel ve hayırlı haberlerin kaleme alındığı nice mektupları sahiplerine ulaştırıp yüzlerinde tebessümler oluşturması duasıyla….
Üçüncüzade Eğitim ve Kültür Vakfı adına bastırılan 3 adet Hatıra Pulunun hazırlanmasında ve baskısında büyük emekleri olan Sanat Tasarımcısı Abidin Öztürk hocama, Prof. Dr. Uğur ÜÇÜNCÜ hocama, Vakıf Yönetim Kurulu Başkanımız Emrah Behzat ÜÇÜNCÜOĞLU’na, tasarımdaki katkıları için Kemal ÜÇÜNCÜ ve Mehmet ÜÇÜNCÜ beyefendilere, değerli ÜÇÜNCÜOĞLU ailesine, PTT Artvin Başmüdürü Gönül Kocaman Hanımefendiye, PTT İşletme Müdürü Eray Adnan KÖKSAL ve PTT Genel Müdürlüğüne şükranlarımı sunuyorum.
Abdulcelil KAHVECİ
Eğitimci-Yazar